aşık

عَاشِق — عُشَّاق

كَانَ الشَّاعِرُ عَاشِقًا لِلطَّبِيعَةِ، وَهَذَا يَظْهَرُ فِي قَصَائِدِهِ الْجَمِيلَةِ.

Şair doğaya aşıktı ve bu, güzel şiirlerinde görülüyor.

عَظْمُ الْكَاحِلِ — عظام الكاحل

سَقَطَ اللَّاعِبُ فِي الْمُبَارَاةِ وَشَعَرَ بِأَلَمٍ شَدِيدٍ فِي عَظْمِ الْكَاحِلِ.

Oyuncu maçta düştü ve aşık kemiğinde şiddetli bir ağrı hissetti.

İlişkili Kelimeler