أَكْسَبَتْهُمْ صَدَاقَتُهُمُ الَّتِي دَامَتْ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةً أُلْفَةً عَمِيقَةً.
Uzun yıllar süren arkadaşlıkları onlara derin bir aşinalık kazandırmıştı.
أَكْسَبَتْهُمْ صَدَاقَتُهُمُ الَّتِي دَامَتْ سَنَوَاتٍ طَوِيلَةً أُلْفَةً عَمِيقَةً.
Uzun yıllar süren arkadaşlıkları onlara derin bir aşinalık kazandırmıştı.
لَيْسَ لَدَيَّ مَعْرِفَةٌ بِهَذَا الْمَوْضُوعِ، لِذَلِكَ لَا يُمْكِنُنِي مُسَاعَدَتُكَ.
Bu konu hakkında aşinalığım yok, bu yüzden sana yardımcı olamam.
إِلْف، إِلْمَام، إِلْفَة