كَانَتِ الْعَدَاوَةُ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ نَاتِجَةً عَنْ حُرُوبٍ اسْتَمَرَّتْ لِسَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ.
İki ülke arasındaki adavet, uzun yıllar süren savaşlardan kaynaklanıyordu.
كَانَتِ الْعَدَاوَةُ بَيْنَ الْبَلَدَيْنِ نَاتِجَةً عَنْ حُرُوبٍ اسْتَمَرَّتْ لِسَنَوَاتٍ عَدِيدَةٍ.
İki ülke arasındaki adavet, uzun yıllar süren savaşlardan kaynaklanıyordu.
أَثَّرَتِ الْخُصُومَةُ بَيْنَ الْعَائِلَاتِ عَلَى حَيَاةِ الْعَدِيدِ مِنَ الْأَشْخَاصِ دُونَ دَاعٍ.
Aileler arasındaki adavet, gereksiz yere birçok insanın hayatını etkiledi.
إِنَّ انْتِشَارَ الْعَدَاوَةِ وَالْكَرَاهِيَةِ فِي الْمُجْتَمَعِ وَضْعٌ خَطِيرٌ عَلَى الْجَمِيعِ.
Toplumda adavet ve nefretin yayılması, herkes için tehlikeli bir durumdur.