affedilmek

لَقَدْ عَمِلَ بِجِدٍّ لِيُغْفَرَ لَهُ عَلَى الْخَطَأِ الَّذِي ارْتَكَبَهُ.

Yaptığı hatadan dolayı affedilmek için çok çabaladı.

أَرَادَ الرَّجُلُ الَّذِي تَمَّ الْقَبْضُ عَلَيْهِ بِتُهْمَةِ السَّرِقَةِ أَنْ يُعْفَى عَنْهُ.

Hırsızlık suçundan yakalanan adam affedilmek istedi.

عَادَةً مَا يَتِمُّ التَّسَامُحُ مَعَ الْأَخْطَاءِ الصَّغِيرَةِ، وَلَكِنْ لَا يَتِمُّ التَّسَامُحُ مَعَ الْأَخْطَاءِ الْكَبِيرَةِ.

Küçük hatalar genellikle affedilir, ancak büyük hatalar affedilmez.

İlişkili Kelimeler