بَدَأَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ يَمْشِي أَعْرَجَ نَتِيجَةَ حَادِثٍ مُرُورِيٍّ تَعَرَّضَ لَهُ وَكَانَ حَزِيناً لِلْغَايَةِ.
Yaşlı adam, geçirdiği trafik kazası sonucu aksak yürümeye başlamıştı ve çok üzgündü.
بَدَأَ الرَّجُلُ الْعَجُوزُ يَمْشِي أَعْرَجَ نَتِيجَةَ حَادِثٍ مُرُورِيٍّ تَعَرَّضَ لَهُ وَكَانَ حَزِيناً لِلْغَايَةِ.
Yaşlı adam, geçirdiği trafik kazası sonucu aksak yürümeye başlamıştı ve çok üzgündü.
بِسَبَبِ الْأَزْمَةِ الِاقْتِصَادِيَّةِ، تَسِيرُ أَعْمَالُ الشَّرِكَةِ بِشَكْلٍ مُتَعَثِّرٍ وَتَتَكَبَّدُ خَسَائِرَ كَبِيرَةً.
Ekonomik kriz nedeniyle şirketin işleri aksak gidiyor ve büyük kayıplar yaşıyorlar.
هَذِهِ السَّاعَةُ الْقَدِيمَةُ لَا تَعْمَلُ بِانْتِظَامٍ، بَلْ تَتَقَدَّمُ بِشَكْلٍ غَيْرِ مُنْتَظِمٍ فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ.
Bu eski saat, düzenli olarak çalışmıyor, bazen aksak bir şekilde ilerliyor.
ظَالِع