aksaklık

عُطْل — أَعْطَال

تَوَقَّفَ الْإِنْتَاجُ لِفَتْرَةٍ مِنَ الْوَقْتِ بِسَبَبِ عُطْلٍ فِي الْمَاكِينَةِ وَاضْطَرَّ الْعُمَّالُ إِلَى الِانْتِظَارِ.

Makinedeki aksaklık nedeniyle üretim bir süreliğine durdu ve işçiler beklemek zorunda kaldı.

الْخَلَلُ فِي النِّظَامِ مَنَعَ الْمُسْتَخْدِمِينَ مِنَ الْوُصُولِ إِلَى بَيَانَاتِهِمْ وَتَسَبَّبَ فِي مُشْكِلَةٍ كَبِيرَةٍ.

Sistemdeki aksaklık, kullanıcıların verilerine erişmesini engelledi ve büyük bir sorun yarattı.

بِسَبَبِ الْقُصُورِ فِي التَّخْطِيطِ، لَمْ يَتَمَكَّنِ الْمَشْرُوعُ مِنَ الِاكْتِمَالِ فِي الْوَقْتِ الْمُحَدَّدِ وَحَدَثَتْ تَأْخِيرَاتٌ.

Planlamadaki aksaklıklar yüzünden proje zamanında tamamlanamadı ve gecikmeler yaşandı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler