بَعْدَ سُقُوطِهِ، بَدَأَتْ سَاقُهُ تَعْرُجُ، وَاضْطُرَّ إِلَى الذَّهَابِ إِلَى الطَّبِيبِ.
Düştükten sonra bacağı aksamaya başladı, doktora gitmek zorunda kaldı.
بَعْدَ سُقُوطِهِ، بَدَأَتْ سَاقُهُ تَعْرُجُ، وَاضْطُرَّ إِلَى الذَّهَابِ إِلَى الطَّبِيبِ.
Düştükten sonra bacağı aksamaya başladı, doktora gitmek zorunda kaldı.
عِنْدَمَا لَمْ تَجْرِ الْأُمُورُ كَمَا هُوَ مُخَطَّطٌ لَهَا، بَدَأَ الْمَشْرُوعُ يَتَعَثَّرُ.
İşler planlandığı gibi gitmeyince proje aksamaya başladı.
عِنْدَمَا تَأَخَّرَتِ الْمَدْفُوعَاتُ، وَاجَهَتِ الشَّرِكَةُ صُعُوبَاتٍ.
Ödemeler aksayınca şirket zor durumda kaldı.
تَعَطَّلَ، اِخْتَلَّ، تَعَسَّرَ