مِنْ وَاجِبِ الصَّحَفِيِّ أَنْ يَعْكِسَ الْأَحْدَاثَ كَمَا هِيَ.
Olayları olduğu gibi aksettirmek gazetecinin görevidir.
مِنْ وَاجِبِ الصَّحَفِيِّ أَنْ يَعْكِسَ الْأَحْدَاثَ كَمَا هِيَ.
Olayları olduğu gibi aksettirmek gazetecinin görevidir.
هَذِهِ الصُّورَةُ تَنْقُلُ مَشَاعِرَ الْفَنَّانِ بِشَكْلٍ مِثَالِيٍّ.
Bu resim, sanatçının duygularını mükemmel bir şekilde aksettiriyor.
تُظْهِرُ الْمَرَايَا الْغُرْفَةَ أَكْثَرَ إِشْرَاقًا عَنْ طَرِيقِ عَكْسِ الضَّوْءِ.
Aynalar ışığı aksettirerek odayı daha aydınlık gösterir.