عَائِق — عَوَائِق
ظَهَرَ عَائِقٌ فِي خُطَطِنَا وَاضْطُرِرْنَا إِلَى تَأْجِيلِهَا.
Planlarımızda bir aksilik çıktı ve ertelemek zorunda kaldık.
ظَهَرَ عَائِقٌ فِي خُطَطِنَا وَاضْطُرِرْنَا إِلَى تَأْجِيلِهَا.
Planlarımızda bir aksilik çıktı ve ertelemek zorunda kaldık.
وَاجَهْنَا مُشْكِلَةً فِي الطَّرِيقِ وَتَأَخَّرْنَا.
Yolda bir aksilik yaşadık ve geç kaldık.
كُلُّ شَيْءٍ يَسِيرُ عَلَى نَحْوٍ خَاطِئٍ الْيَوْمَ، أَعْتَقِدُ أَنَّ هُنَاكَ نَحْسًا.
Bugün her şey ters gidiyor, sanırım bir aksilik var.
عَثْرَة، اِنْتِكَاسَة، كَبْوَة، عِثَار