alınlık

ارْتَدَتِ الْعَرُوسُ زِينَةً ذَهَبِيَّةً عَلَى جَبِينِهَا.

Gelin, altın bir alınlık takmıştı.

كَانَتْ وَاجِهَةُ الْمَبْنَى مُزَيَّنَةً بِزَخَارِفَ تَارِيخِيَّةٍ.

Binanın alınlığı, tarihi motiflerle süslenmişti.

İlişkili Kelimeler