تَعْبِير — تَعَابِير
كَانَ تَعْبِيرُ الْكَاتِبِ سَلِسًا وَمُؤَثِّرًا لِلْغَايَةِ، يَجْذِبُ الْقَارِئَ عَلَى الْفَوْرِ.
Yazarın anlatımı çok akıcı ve etkileyiciydi, okuyucuyu hemen içine çekiyordu.
كَانَ تَعْبِيرُ الْكَاتِبِ سَلِسًا وَمُؤَثِّرًا لِلْغَايَةِ، يَجْذِبُ الْقَارِئَ عَلَى الْفَوْرِ.
Yazarın anlatımı çok akıcı ve etkileyiciydi, okuyucuyu hemen içine çekiyordu.
كَانَ وَصْفُ الْمَدِينَةِ فِي الرِّوَايَةِ حَيَوِيًّا لِلْغَايَةِ لِدَرَجَةِ أَنَّنِي شَعَرْتُ وَكَأَنَّنِي هُنَاكَ.
Şehrin anlatımı romanda o kadar canlıydı ki, sanki oradaymış gibi hissettim.
بِفَضْلِ شَرْحِ الْمُعَلِّمِ، فَهِمْتُ الْمَوْضُوعَ بِشَكْلٍ أَفْضَلَ بِكَثِيرٍ.
Öğretmenin anlatımı sayesinde konuyu çok daha iyi anladım.
إِيرَاد