arama

بَحْث — بُحُوث

قَامَتِ الشُّرْطَةُ بِبَحْثٍ مُفَصَّلٍ فِي المَنْزِلِ.

Polis, evde detaylı bir arama yaptı.

تَفْتِيش — تَفَاتِيش

كَانَ التَّفْتِيش عَلَى الْحُدُودِ مُشَدَّدًا لِلْغَايَةِ.

Sınırda yapılan arama çok sıkıydı.

تَسْتَمِرُّ أَعْمَالُ التَّحَرِّي الْمُتَعَلِّقَةُ بِالْحَادِثِ.

Olayla ilgili arama çalışmaları devam ediyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler