aratmamak

لَمْ يَجْعَلْنَا مُعَلِّمُنَا الْجَدِيدُ نَشْعُرُ بِأَيِّ نَقْصٍ لِلْمُعَلِّمِ الْقَدِيمِ، فَهُوَ يَشْرَحُ الدُّرُوسَ جَيِّداً جِدّاً.

Yeni öğretmenimiz, eski öğretmenimizi hiç aratmadı, çok iyi ders anlatıyor.

هَذَا الطَّعَامُ لَمْ يَجْعَلْنِي أَفْتَقِدُ طَعَامَ أُمِّي، كَانَ لَذِيذاً جِدّاً.

Bu yemek, annemin yemeklerini aratmadı, çok lezzetliydi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler