avantaj

تَتَمَثَّلُ أَفْضَلِيَّةُ الْحَجْزِ الْمُبَكِّرِ فِي الْقُدْرَةِ عَلَى قَضَاءِ عُطْلَةٍ بِأَسْعَارٍ مَعْقُولَةٍ أَكْثَرَ.

Erken rezervasyon yaptırmanın avantajı, daha uygun fiyatlarla tatil yapabilmektir.

أَكْبَرُ مِيزَةٍ لِهَذَا الْمُنْتَجِ هُوَ أَنَّهُ يَدُومُ لِفَتْرَةٍ أَطْوَلَ مُقَارَنَةً بِالْمُنْتَجَاتِ الْأُخْرَى.

Bu ürünün en büyük avantajı, diğerlerine göre daha uzun ömürlü olmasıdır.

كَانَ فَرِيقُنَا يَتَمَتَّعُ بِتَفَوُّقٍ كَبِيرٍ عَلَى مُنَافِسِهِ مِنَ النَّاحِيَةِ الْبَدَنِيَّةِ وَالتَّكْتِيكِيَّةِ.

Takımımız, rakibine karşı fiziksel ve taktiksel olarak büyük bir avantaja sahipti.

Ayrıca: مَكْسَب

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler