avuç

كَفّ — أَكُفّ

كَانَ الطِّفْلُ يَنَامُ بِأَمَانٍ فِي كَفِّ أُمِّهِ.

Bebek, annesinin avucunda güvenle uyuyordu.

تَنَبَّأَ الْعَرَّافُ بِمُسْتَقْبَلِ الْمَرْأَةِ مِنْ خِلَالِ النَّظَرِ إِلَى رَاحَةِ يَدِهَا.

Falcı, kadının avucuna bakarak geleceği hakkında tahminlerde bulundu.

أَخْرَجَ الرَّجُلُ حَفْنَةً مِنَ الْعُمُلَاتِ الْمَعْدِنِيَّةِ مِنْ جَيْبِهِ وَأَعْطَاهَا لِلْمُتَسَوِّلِ.

Adam, cebinden bir avuç bozuk para çıkarıp dilenciye verdi.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler