büyüksü

اِشْتَرَيْتُ حَقِيبَةً كَبِيرَةً نَوْعًا مَا لِلسَّفَرِ.

Yolculuk için büyüksü bir çanta aldım.

كَانَتْ حَرَكَاتُ الطِّفْلِ كَأَنَّهُ كَبِيرٌ تُدْهِشُ الْجَمِيعَ.

Çocuğun büyüksü hareketleri, herkesi şaşırtıyordu.

تَتَمَيَّزُ هَذِهِ الْغُرْفَةُ بِحَجْمٍ قَرِيبٍ مِنَ الْكَبِيرِ مُقَارَنَةً بِالْغُرَفِ الْأُخْرَى.

Bu oda, diğer odalara göre büyüksü bir boyuta sahip.

İlişkili Kelimeler