buz

تَحَوَّلَ الْمَطَرُ الَّذِي هَطَلَ اللَّيْلَةَ الْمَاضِيَةَ إِلَى جَلِيدٍ فِي الصَّبَاحِ، الطُّرُقُ زَلِقَةٌ لِلْغَايَةِ.

Dün gece yağan yağmur sabaha karşı buz tuttu, yollar çok kaygan.

ثَلْج — ثُلُوج

أَضَفْتُ بِضْعَةَ مُكَعَّبَاتِ ثَلْجٍ إِلَى الشَّرَابِ فِي كُوبِي.

Bardağımdaki içkiye birkaç parça buz ekledim.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler