شِرَاك — أَشْرِكَة
كَانَ الطِّفْلُ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي رَبْطِ شِرَاكِ حِذَائِهِ، لِذَلِكَ سَاعَدْتُهُ.
Çocuk, ayakkabısının bağcığını bağlamakta zorlanıyordu, ben de ona yardım ettim.
كَانَ الطِّفْلُ يَجِدُ صُعُوبَةً فِي رَبْطِ شِرَاكِ حِذَائِهِ، لِذَلِكَ سَاعَدْتُهُ.
Çocuk, ayakkabısının bağcığını bağlamakta zorlanıyordu, ben de ona yardım ettim.
أَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْمَشْيِ لِأَنَّ رِبَاطَ حِذَائِي انْقَطَعَ، يَجِبُ أَنْ أَحْصُلَ عَلَى وَاحِدٍ جَدِيدٍ.
Ayakkabımın bağcığı koptuğu için yürümekte zorlanıyorum, yenisini almalıyım.
أَرْبِطَةُ حِذَائِي الرِّيَاضِيِّ الْجَدِيدِ طَوِيلَةٌ جِدًّا، يَجِبُ أَنْ أَقُومَ بِتَقْصِيرِهَا.
Yeni aldığım spor ayakkabılarının bağcıkları çok uzun, kısaltmam gerekecek.
شُسُوع