عَدَمُ تَمَكُّنِهِ مِنْ مُوَاكَبَةِ ضَغْطِ الْعَمَلِ زَادَ مِنْ مُسْتَوَى التَّوَتُّرِ لَدَيْهِ.
Yoğun iş temposuyla baş edememek, onun stres seviyesini artırdı.
عَدَمُ تَمَكُّنِهِ مِنْ مُوَاكَبَةِ ضَغْطِ الْعَمَلِ زَادَ مِنْ مُسْتَوَى التَّوَتُّرِ لَدَيْهِ.
Yoğun iş temposuyla baş edememek, onun stres seviyesini artırdı.
الْعَجْزُ عَنِ التَّعَامُلِ مَعَ هَذِهِ الْمُشْكِلَةِ الْمُعَقَّدَةِ تَسَبَّبَ فِي خَيْبَةِ أَمَلٍ فِي الْفَرِيقِ.
Bu karmaşık sorunla baş edememek, ekipte hayal kırıklığına neden oldu.
عَدَمُ اسْتِطَاعَتِهِ مُوَاجَهَةَ الصُّعُوبَاتِ غَيْرِ الْمُتَوَقَّعَةِ أَدَّى إِلَى تَأْخِيرِ الْمَشْرُوعِ.
Beklenmedik zorluklarla baş edememek, projenin gecikmesine yol açtı.