baştan aşmak

تَجَاوَزَتْ أَمْطَارُ هَذَا الْعَامِ الرَّقْمَ الْقِيَاسِيَّ عَلَى الْإِطْلَاقِ وَتَسَبَّبَتْ فِي فَيَضَانٍ كَارِثِيٍّ.

Bu yılki yağışlar, tüm zamanların rekorunu aştı ve sel felaketine yol açtı.

تَجَاوَزَ رِبْحُ الشَّرِكَةِ كُلَّ التَّوَقُّعَاتِ فِي هَذَا الرُّبْعِ وَأَرْضَى الْمُسْتَثْمِرِينَ.

Şirketin kârı, bu çeyrekte tüm beklentileri aştı ve yatırımcıları memnun etti.

تَعَدَّى هَذَا السُّلُوكُ حُدُودَ اللَّبَاقَةِ وَهُوَ غَيْرُ مَقْبُولٍ.

Bu davranış, nezaket sınırlarını aştı ve kabul edilemez.

İlişkili Kelimeler