baharatlamak

قَامَتْ وَالِدَتِي بِتَبْهِيرِ الدَّجَاجِ جَيِّدًا قَبْلَ وَضْعِهِ فِي الْفُرْنِ.

Annem, tavuğu fırına atmadan önce güzelce baharatladı.

قَامَ الشِّيفُ بِتَتْبِيلِ اللَّحْمِ بِبَهَارَاتٍ خَاصَّةٍ لِيَخْلُقَ نَكْهَةً فَرِيدَةً.

Şef, eti özel baharatlarla baharatlayarak eşsiz bir lezzet yarattı.

İlişkili Kelimeler