بَقِيَ الْجَمِيعُ مَذْهُولِينَ عِنْدَمَا رَأَوْا عَرْضَ السَّاحِرِ الْمُذْهِلَ عَلَى خَشَبَةِ الْمَسْرَحِ.
Sahnede sihirbazın inanılmaz gösterisini görünce herkes bakakaldı.
بَقِيَ الْجَمِيعُ مَذْهُولِينَ عِنْدَمَا رَأَوْا عَرْضَ السَّاحِرِ الْمُذْهِلَ عَلَى خَشَبَةِ الْمَسْرَحِ.
Sahnede sihirbazın inanılmaz gösterisini görünce herkes bakakaldı.
ظَلَّ النَّاسُ مُحَدِّقِينَ فِي حَالَةِ صَدْمَةٍ عِنْدَ انْدِلَاعِ الْحَرِيقِ الْمُفَاجِئِ.
Aniden çıkan yangın karşısında insanlar şaşkınlıkla bakakaldılar.
تَسَمَّرَ فِي مَكَانِهِ عِنْدَمَا سَمِعَ الْخَبَرَ الرَّهِيبَ.
Korkunç haberi duyunca, olduğu yerde bakakaldı.