طِين — أَطْيَان
بَعْدَ الْمَطَرِ، أَصْبَحَ كُلُّ مَكَانٍ مَلِيئًا بِالطِّينِ.
Yağmurdan sonra her yer balçık içinde kaldı.
بَعْدَ الْمَطَرِ، أَصْبَحَ كُلُّ مَكَانٍ مَلِيئًا بِالطِّينِ.
Yağmurdan sonra her yer balçık içinde kaldı.
يُحِبُّ الْأَطْفَالُ اللَّعِبَ فِي الْوَحْلِ كَثِيرًا.
Çocuklar balçıkta oynamayı çok severler.
عَلِقَتْ حِذَائِي فِي الطِّينِ اللَّزِجِ، وَأَجِدُ صُعُوبَةً فِي الْمَشْيِ.
Ayakkabılarım balçığa saplandı, yürümekte zorlanıyorum.
طِين صَلْصَال، طَمْي، حَمَأَة