barındırmak

يُؤْوِي هَذَا الْفُنْدُقُ آلَافَ السُّيَّاحِ كُلَّ عَامٍ.

Bu otel, her yıl binlerce turisti barındırıyor.

تَسْتَضِيفُ الْجَامِعَةُ الْعَدِيدَ مِنَ الْعُلَمَاءِ لِلْمُؤْتَمَرَاتِ الدَّوْلِيَّةِ.

Üniversite, uluslararası konferanslar için birçok bilim insanını barındırıyor.

تَبْنِي الْمَدِينَةُ مَسَاكِنَ جَدِيدَةً لِتَسْكِينِ الْمُهَاجِرِينَ الْجُدُدِ.

Şehir, yeni gelen göçmenleri barındırmak için yeni konutlar inşa ediyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler