أَتَعَرَّضُ لِلْكَثِيرِ مِنَ الضُّغُوطِ فِي الشَّرِكَةِ وَهَذَا يُرْهِقُنِي كَثِيرًا، يَجِبُ أَنْ أَجِدَ حَلًّا.
Şirkette çok fazla baskı görüyorum ve bu durum beni çok yoruyor, bir çözüm bulmalıyım.
أَتَعَرَّضُ لِلْكَثِيرِ مِنَ الضُّغُوطِ فِي الشَّرِكَةِ وَهَذَا يُرْهِقُنِي كَثِيرًا، يَجِبُ أَنْ أَجِدَ حَلًّا.
Şirkette çok fazla baskı görüyorum ve bu durum beni çok yoruyor, bir çözüm bulmalıyım.
يُوَاجِهُ الطُّلَّابُ الكَثِيرَ مِنَ الضُّغُوطِ خِلَالَ فَتْرَةِ الِامْتِحَانَاتِ وَهَذَا يَزِيدُ مِنْ مُسْتَوَيَاتِ التَّوَتُّرِ لَدَيْهِمْ.
Sınav döneminde öğrenciler çok fazla baskı görüyor ve bu da onların stres seviyelerini artırıyor.
عَادَةً مَا يَخْضَعُ الأَشْخَاصُ الَّذِينَ يَرْغَبُونَ فِي أَنْ يَكُونُوا مُخْتَلِفِينَ فِي المُجْتَمَعِ لِلضَّغْطِ وَيَتِمُّ اسْتِبْعَادُهُمْ، وَهَذَا أَمْرٌ مُحْزِنٌ لِلْغَايَةِ.
Toplumda farklı olmak isteyen insanlar genellikle baskı görüyor ve dışlanıyorlar, bu çok üzücü.