جَلَبَ لِي الْهَاتِفُ الَّذِي تَلَقَّيْتُهُ هَذَا الصَّبَاحَ بُشْرَى سَارَّةً لِلْغَايَةِ.
Bu sabah aldığım telefon, bana çok güzel bir beşaret getirdi.
جَلَبَ لِي الْهَاتِفُ الَّذِي تَلَقَّيْتُهُ هَذَا الصَّبَاحَ بُشْرَى سَارَّةً لِلْغَايَةِ.
Bu sabah aldığım telefon, bana çok güzel bir beşaret getirdi.
كَانَ الْحُلْمُ الَّذِي رَأَيْتُهُ نَذِيرَ خَيْرٍ لِأَيَّامٍ جَمِيلَةٍ فِي الْمُسْتَقْبَلِ.
Gördüğüm rüya, gelecekteki güzel günler için bir beşaretti.
اُعْتُبِرَ هَذَا الْخَبَرُ تَبْشِيرًا بِعَهْدٍ جَدِيدٍ.
Bu haber, yeni bir dönemin beşareti olarak kabul edildi.