يَعْمَلُ الْمُهَنْدِسُونَ عَلَى تَثْبِيتِ الْمَبْنَى ضِدَّ الزَّلَازِلِ.
Mühendisler binayı depreme karşı bekitmek için çalışıyorlar.
يَعْمَلُ الْمُهَنْدِسُونَ عَلَى تَثْبِيتِ الْمَبْنَى ضِدَّ الزَّلَازِلِ.
Mühendisler binayı depreme karşı bekitmek için çalışıyorlar.
تَمَّ اسْتِخْدَامُ دِعَامَاتٍ إِضَافِيَّةٍ لِتَعْزِيزِ الْجِدَارِ.
Duvarı bekitmek için ek destekler kullanıldı.
يَجِبُ إِحْكَامُ الْبَرَاغِي جَيِّدًا.
Vidaları iyice bekitmek gerekiyor.