bela olmak

كَانَ هَذَا الْمَشْرُوعُ مُصِيبَةً بِالنِّسْبَةِ لَنَا مُنْذُ الْبِدَايَةِ وَلَمْ نَتَمَكَّنْ مِنْ إِنْهَائِهِ بِأَيِّ شَكْلٍ مِنَ الْأَشْكَالِ.

Bu proje, başından beri bize bela oldu ve bir türlü bitiremedik.

كَانَ الزِّلْزَالُ كَارِثَةً كَبِيرَةً لِلْمَدِينَةِ وَأَصْبَحَ الْعَدِيدُ مِنَ النَّاسِ بِلَا مَأْوًى.

Deprem, şehir için büyük bir bela oldu ve birçok insan evsiz kaldı.

تُعْتَبَرُ حَرَكَةُ الْمُرُورِ نِقْمَةً عَلَى اسْطَنْبُولَ كُلَّ يَوْمٍ.

Trafik, İstanbul için her gün bela oluyor.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler