أَثَّرَ الْمُتَحَدِّثُ عَلَى الْمُسْتَمِعِينَ بِأُسْلُوبٍ بَلِيغٍ.
Konuşmacı, beliğ bir üslupla dinleyicileri etkiledi.
أَثَّرَ الْمُتَحَدِّثُ عَلَى الْمُسْتَمِعِينَ بِأُسْلُوبٍ بَلِيغٍ.
Konuşmacı, beliğ bir üslupla dinleyicileri etkiledi.
هِيَ تَتَكَلَّمُ الْعَرَبِيَّةَ بِشَكْلٍ فَصِيحٍ.
O Arapçayı belîğ bir şekilde konuşuyor.
إِنَّهُ مَعْرُوفٌ بِأَنَّهُ خَطِيبٌ مِفْوَهٌ.
O, beliğ bir hatip olarak tanınıyor.