نَفِدَ بَنْزِينُ سَيَّارَتِي، لِذَلِكَ عَلِقْتُ فِي الطَّرِيقِ.
Arabamın benzini bittiği için yolda kaldım.
نَفِدَ بَنْزِينُ سَيَّارَتِي، لِذَلِكَ عَلِقْتُ فِي الطَّرِيقِ.
Arabamın benzini bittiği için yolda kaldım.
يَجِبُ أَنْ يَكُونَ هُنَاكَ وَقُودٌ كَافٍ لِلطَّائِرَاتِ لِلْإِقْلَاعِ.
Uçakların kalkış yapabilmesi için yeterli benzin olması gerekiyor.
وَقُود بِنْزِين