بَدَأَ شَعْرُهُ يَبْيَضُّ تَدْرِيجِيّاً مَعَ تَقَدُّمِ الْعُمْرِ.
Saçları yaşla birlikte giderek beyazlaşmaya başladı.
بَدَأَ شَعْرُهُ يَبْيَضُّ تَدْرِيجِيّاً مَعَ تَقَدُّمِ الْعُمْرِ.
Saçları yaşla birlikte giderek beyazlaşmaya başladı.
بَدَأَ وَجْهُهُ يَشْحُبُ مِنَ الْخَوْفِ.
Yüzü korkudan beyazlaşmaya başladı.
بَدَأَ لَوْنُ الْقُمَاشِ الَّذِي تُرِكَ فِي الشَّمْسِ يَبْهَتُ.
Güneşte kalan kumaşın rengi beyazlaşmaya başladı.