beyazlatılmak

أَرَادَ تَبْيِيضَ أَسْنَانِهِ مِنْ قِبَلِ طَبِيبِ الْأَسْنَانِ.

Dişler, diş hekimi tarafından beyazlatılmak istendi.

كَانَ لَا بُدَّ مِنْ تَفْتِيحِ الْقُمَاشِ بِعَمَلِيَّةٍ خَاصَّةٍ.

Kumaş, özel bir işlemle beyazlatılmak zorunda kaldı.

أَرَادُوا تَبْيِيضَ الْأَثَاثِ الْقَدِيمِ عَنْ طَرِيقِ إِعَادَةِ طَلَائِهِ.

Eski mobilyalar, yeniden boyanarak beyazlatılmak istendi.

İlişkili Kelimeler