وَضَعَ الْحَلْوَانِيُّ الْمَرْنَغَ كَزِينَةٍ عَلَى الْكَعْكَةِ.
Pastacı, pastanın üzerine süs olarak beze yerleştirdi.
وَضَعَ الْحَلْوَانِيُّ الْمَرْنَغَ كَزِينَةٍ عَلَى الْكَعْكَةِ.
Pastacı, pastanın üzerine süs olarak beze yerleştirdi.
تُفْرِزُ الْغُدَّةُ هُرْمُونَاتٍ مُهِمَّةً لِلْجِسْمِ.
Bez, vücut için önemli hormonlar salgılar.
أَعَدَّ الْخَبَّازُ كُرَةَ عَجِينٍ لِكُلِّ رَغِيفِ خُبْزٍ.
Fırıncı, her bir ekmek için bir beze hamur hazırladı.