bezemeli

كَانَتْ كَعْكَةُ الزِّفَافِ مُزَيَّنَةً بِالْفَوَاكِهِ الطَّازَجَةِ وَالْكَرِيمَاتِ الْمُلَوَّنَةِ.

Düğün pastası, taze meyveler ve renkli kremalarla bezemeliydi.

كَانَتْ جُدْرَانُ الْغُرْفَةِ مُزَخْرَفَةً بِالسِّيرَامِيكِ الْمَصْنُوعِ يَدَوِيًّا وَبَدَتْ أَنِيقَةً لِلْغَايَةِ.

Odanın duvarları, el yapımı seramiklerle bezemeliydi ve çok şık görünüyordu.

كَانَتِ الْحَدِيقَةُ مُجَمَّلَةً بِالْوُرُودِ الْمُلَوَّنَةِ وَبَدَتْ وَكَأَنَّهَا زَاوِيَةٌ مِنَ الْجَنَّةِ.

Bahçe, rengarenk çiçeklerle bezemeliydi ve adeta bir cennet köşesi gibiydi.

İlişkili Kelimeler