nakışlı

فُسْتَانُ الزِّفَافِ الْمُطَرَّزُ الَّذِي ارْتَدَتْهُ فِي حَفْلِ الزِّفَافِ نَالَ إِعْجَابَ الْجَمِيعِ.

Düğünde giydiği nakışlı gelinlik, herkesin beğenisini kazandı.

اشْتَرَتْ أُمِّي سَجَّادَةً مُزَخْرَفَةً لِلْبَيْتِ.

Annem ev için nakışlı bir halı aldı.

İlişkili Kelimeler