ذَهَبَتِ الْعَرُوسُ إِلَى مُصَفِّفِ الشَّعْرِ لِتَرْتَدِيَ أَجْمَلَ مَلَابِسِهَا وَتَتَزَيَّنَ لِحَفْلِ الزِّفَافِ.
Gelin, düğün için en güzel kıyafetlerini giyerek bezenmek için kuaföre gitti.
ذَهَبَتِ الْعَرُوسُ إِلَى مُصَفِّفِ الشَّعْرِ لِتَرْتَدِيَ أَجْمَلَ مَلَابِسِهَا وَتَتَزَيَّنَ لِحَفْلِ الزِّفَافِ.
Gelin, düğün için en güzel kıyafetlerini giyerek bezenmek için kuaföre gitti.
تَسْتَمْتِعُ النِّسَاءُ بِالتَّجَمُّلِ لِتَبْدُوَ أَجْمَلَ فِي الْمُنَاسَبَاتِ الْخَاصَّةِ.
Kadınlar, özel günlerde daha güzel görünmek için bezenmekten hoşlanırlar.
وَقَفَتِ الْفَتَاةُ الشَّابَّةُ أَمَامَ الْمِرْآةِ لِتَتَزَوَّقَ بِعِنَايَةٍ قَبْلَ الذَّهَابِ إِلَى الْحَفْلَةِ.
Genç kız, partiye gitmeden önce özenle bezenmek için aynanın karşısına geçti.
تَحَلَّى، تَزَخْرَفَ، اِزْدَانَ