الْكَذِبُ عَنْ قَصْدٍ هُوَ سُلُوكٌ يَصْعُبُ التَّسَامُحُ مَعَهُ.
Bile isteye yalan söylemek, affedilmesi zor bir davranıştır.
الْكَذِبُ عَنْ قَصْدٍ هُوَ سُلُوكٌ يَصْعُبُ التَّسَامُحُ مَعَهُ.
Bile isteye yalan söylemek, affedilmesi zor bir davranıştır.
كَسَرَ الْوَلَدُ الْكُوبَ عَمْدًا.
Çocuk bardağı bile isteye kırdı.
ارْتِكَابُ الْأَخْطَاءِ مُتَعَمِّداً أَمْرٌ غَيْرُ مَقْبُولٍ.
Bile isteye hata yapmak, kabul edilemez.