سِوَار — أَسَاوِر
أَهْدَتْنِي أُمِّي سِوَارًا ذَهَبِيًّا جَمِيلاً جِدًّا فِي عِيدِ مِيلَادِي.
Doğum günümde annem bana çok güzel bir altın bileklik hediye etti.
أَهْدَتْنِي أُمِّي سِوَارًا ذَهَبِيًّا جَمِيلاً جِدًّا فِي عِيدِ مِيلَادِي.
Doğum günümde annem bana çok güzel bir altın bileklik hediye etti.
اِشْتَرَتْ أُخْتِي رُسْغِيَّةً جَمِيلَةً لِلرِّيَاضَةِ.
Kız kardeşim spor için güzel bir bileklik aldı.
سِوَار المِعْصَم، سِوَار الرُّسْغ