أَدَّتْ سِلْسِلَةٌ مِنَ الْأَحْدَاثِ إِلَى اتِّخَاذِ هَذَا الْقَرَارِ.
Bir dizi olay, bu kararın alınmasına yol açtı.
أَدَّتْ سِلْسِلَةٌ مِنَ الْأَحْدَاثِ إِلَى اتِّخَاذِ هَذَا الْقَرَارِ.
Bir dizi olay, bu kararın alınmasına yol açtı.
يَتِمُّ عَرْضُ مَجْمُوعَةٍ مِنَ التُّحَفِ فِي الْمَتْحَفِ.
Müzede bir dizi antika eser sergileniyor.
تَجَمَّعَ عِدَّةُ أَشْخَاصٍ لِمُشَاهَدَةِ الْحَفْلِ.
Bir dizi insan, konseri izlemek için toplandı.