قَرَأْتُ الْكِتَابَ دَفْعَةً وَاحِدَةً، كَانَ مُشَوِّقًا لِلْغَايَةِ.
Kitabı bir solukta okudum, çok sürükleyiciydi.
قَرَأْتُ الْكِتَابَ دَفْعَةً وَاحِدَةً، كَانَ مُشَوِّقًا لِلْغَايَةِ.
Kitabı bir solukta okudum, çok sürükleyiciydi.
غَنَّى الْأُغْنِيَةَ بِدُونِ تَوَقُّفٍ، وَأَعْجَبَ الْجَمِيعَ.
Şarkıyı bir solukta söyledi, herkes hayran kaldı.