boğuk

لَمْ يَكُنْ مِنَ الْمُمْكِنِ فَهْمُ مَا قَالَهُ لِأَنَّهُ كَانَ يَتَحَدَّثُ بِصَوْتٍ مَخْنُوقٍ.

Boğuk sesiyle konuştuğu için ne dediği anlaşılmıyordu.

سَمِعْتُ صَوْتًا كَتِيمًا مِنْ خَلْفِ الْبَابِ.

Kapının arkasından boğuk bir ses duydum.

سُمِعَتْ صَرْخَةٌ مَكْتُومَةٌ وَلَكِنْ لَمْ يَفْهَمْ أَحَدٌ مَا حَدَثَ.

Boğuk bir çığlık duyuldu ama kimse ne olduğunu anlamadı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler