مِسَاحَةٌ فَارِغَةٌ — مساحات فارغة
يَجِبُ اسْتِخْدَامُ الْمَسَاحَاتِ الْفَارِغَةِ فِي الْمَدِينَةِ كَحَدَائِقَ وَمُتَنَزَّهَاتٍ.
Şehirdeki boş alanlar park ve bahçe olarak değerlendirilmelidir.
يَجِبُ اسْتِخْدَامُ الْمَسَاحَاتِ الْفَارِغَةِ فِي الْمَدِينَةِ كَحَدَائِقَ وَمُتَنَزَّهَاتٍ.
Şehirdeki boş alanlar park ve bahçe olarak değerlendirilmelidir.
هَذِهِ الْمِنْطَقَةُ الْخَالِيَةُ مِثَالِيَّةٌ لِبِنَاءِ مَدْرَسَةٍ جَدِيدَةٍ.
Bu boş alan, yeni bir okul inşa etmek için idealdir.
اُضْطُرِرْنَا لِاسْتِئْجَارِ مَكْتَبٍ جَدِيدٍ لِأَنَّهُ لَمْ يَتَبَقَّ فَرَاغٌ فِي الْمَكْتَبِ.
Ofiste boş alan kalmadığı için yeni bir ofis kiralamak zorunda kaldık.
مَكَان فَارِغ