حَذَّرَ الْمُعَلِّمُ الطُّلَّابَ الَّذِينَ لَمْ يُبَالُوا بِوَاجِبَاتِهِمْ.
Öğretmen, ödevlerini boş veren öğrencileri uyardı.
حَذَّرَ الْمُعَلِّمُ الطُّلَّابَ الَّذِينَ لَمْ يُبَالُوا بِوَاجِبَاتِهِمْ.
Öğretmen, ödevlerini boş veren öğrencileri uyardı.
لَمْ يُعِرِ اهْتِمَامًا لِلِانْتِقَادَاتِ وَفَعَلَ مَا رَآهُ مُنَاسِبًا.
O, eleştirilere boş vererek kendi bildiğini okudu.
فِي بَعْضِ الْأَحْيَانِ، مِنَ الْأَفْضَلِ تَجَاهُلُ مَا يَقُولُهُ النَّاسُ.
Bazen insanların ne dediğini boş vermek en iyisidir.
Ayrıca: اِسْتَهَانَ