قَبْو — أَقْبِيَة
تَحْتَوِي مُعْظَمُ الْمَنَازِلِ الْقَدِيمَةِ عَلَى قَبْوٍ كَبِيرٍ.
Eski evlerin çoğunda büyük bir bodrum bulunur.
تَحْتَوِي مُعْظَمُ الْمَنَازِلِ الْقَدِيمَةِ عَلَى قَبْوٍ كَبِيرٍ.
Eski evlerin çoğunda büyük bir bodrum bulunur.
كَانَتِ الْخُمُورُ مُخَزَّنَةً فِي السِّرْدَابِ.
Şaraplar bodrumda saklanıyordu.
كَانَتْ هُنَاكَ رَائِحَةُ رُطُوبَةٍ وَعَفَنٍ فِي الطَّابِقِ السُّفْلِيِّ.
Bodrumda nem ve rutubet kokusu vardı.