bulanıklık

الْعَكَارَةُ فِي الْمَاءِ تَمْنَعُ شُرْبَهُ.

Sudaki bulanıklık, içilmesini engelliyor.

الضَّبَابِيَّةُ فِي الْجَوِّ تُقَلِّلُ مِنْ مَدَى الرُّؤْيَةِ.

Havadaki bulanıklık görüş mesafesini azaltıyor.

الْغُمُوضُ فِي حَدِيثِهِ جَعَلَ مِنَ الصَّعْبِ عَلَيَّ فَهْمَ مَا كَانَ يَقْصِدُهُ.

Konuşmasındaki bulanıklık, ne demek istediğini anlamamı zorlaştırdı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler