عَمِلَ الْمُهَنْدِسُونَ بِجِدٍّ لِتَثْبِيتِ الْجِسْرِ بِالْمَسَامِيرِ.
Mühendisler köprüyü cıvatalamak için çok çalıştı.
عَمِلَ الْمُهَنْدِسُونَ بِجِدٍّ لِتَثْبِيتِ الْجِسْرِ بِالْمَسَامِيرِ.
Mühendisler köprüyü cıvatalamak için çok çalıştı.
يَسْتَغْرِقُ رَبْطُ هَذِهِ الْأَجْزَاءِ بِالْبَرَاغِي وَقْتًا طَوِيلًا.
Bu parçaları cıvatalamak çok zaman alıyor.