رُوح — أَرْوَاح
خَرَجَتْ رُوحُهُ بَعْدَ صِرَاعٍ طَوِيلٍ مَعَ الْمَرَضِ.
Uzun bir hastalıktan sonra canını teslim etti.
خَرَجَتْ رُوحُهُ بَعْدَ صِرَاعٍ طَوِيلٍ مَعَ الْمَرَضِ.
Uzun bir hastalıktan sonra canını teslim etti.
لِكُلِّ نَفْسٍ قِيمَةٌ، فَلَا يَنْبَغِي أَنْ نُؤْذِيَ أَحَدًا.
Her can değerlidir, kimseye zarar vermemeliyiz.
بَذَلَ الْأَطِبَّاءُ قُصَارَى جُهْدِهِمْ لِإِنْقَاذِ حَيَاةِ الْمَرِيضِ.
Doktorlar, hastanın canını kurtarmak için ellerinden geleni yaptılar.
Ayrıca: شَخْص
مُهْجَة