celadet

الشَّجَاعَةُ الَّتِي أَظْهَرَهَا فِي الْحَرْبِ أَثَّرَتْ فِي الْجَمِيعِ.

Savaşta gösterdiği celadet, herkesi etkiledi.

الْإِقْدَامُ وَالْعَزِيمَةُ ضَرُورِيَّانِ لِلتَّغَلُّبِ عَلَى الصُّعُوبَاتِ.

Celadet ve kararlılık, zorlukların üstesinden gelmek için gereklidir.

كَانَتْ بَسَالَتُهُ مَصْدَرَ إِلْهَامٍ لِلْفَرِيقِ بِأَكْمَلِهِ.

Onun celadeti, tüm takım için bir ilham kaynağı oldu.

İlişkili Kelimeler