أَظْهَرَ الْوَلَدُ شَجَاعَةً كَبِيرَةً عِنْدَمَا أَنْقَذَ قِطَّةَ جَارِنَا مِنَ الشَّارِعِ.
Çocuk komşumuzun kedisini sokaktan kurtarırken büyük bir cesaret gösterdi.
أَظْهَرَ الْوَلَدُ شَجَاعَةً كَبِيرَةً عِنْدَمَا أَنْقَذَ قِطَّةَ جَارِنَا مِنَ الشَّارِعِ.
Çocuk komşumuzun kedisini sokaktan kurtarırken büyük bir cesaret gösterdi.
يَتَطَلَّبُ الدِّفَاعُ عَنْ رَأْيِكَ عَلَى الرَّغْمِ مِنَ الِانْتِقَادَاتِ جُرْأَةً كَبِيرَةً.
Eleştirilere rağmen fikrini savunmak büyük bir cesaret ister.
تَكَلَّمَ الْوَلَدُ أَمَامَ الْجَمِيعِ بِجَسَارَةٍ.
Çocuk herkesin önünde büyük bir cesaretle konuştu.
Ayrıca: إِقْدَام
تَجَرُّؤ، بَسَالَة، رِبَاطَةُ الجَأْشِ، جَرَاءَة، جَأْش، اِسْتِبْسَال، اِجْتِرَاء