cerh

التَّجْرِيحُ الَّذِي أَصَابَهُ فِي الْحَرْبِ جَعَلَهُ طَرِيحَ الْفِرَاشِ لِفَتْرَةٍ طَوِيلَةٍ.

Savaşta aldığı cerh, onu uzun süre yatağa mahkum etti.

أَصْبَحَ مِنَ الْمُمْكِنِ دَحْضُ النَّظَرِيَّةِ بِالْأَدِلَّةِ الْعِلْمِيَّةِ.

Bilimsel kanıtlarla teoriyi cerh etmek mümkün oldu.

حَاوَلَ الْمُحَامِي نَقْضَ شَهَادَةِ الشَّاهِدِ.

Avukat, tanığın ifadesini cerh etmeye çalıştı.

Eşdizimler

İlişkili Kelimeler